benimle ilgili

Fotoğrafım
her dokunuş bir intihar tenimde, dokunmayınız. canımı yakıyor ve kirletiyorsunuz.

13 Ocak 2011 Perşembe

Sıkılıp Ayrılmak Üzerine

—Ben ayrılmak istiyorum.

—Neden?

—Sıkıldım. Sen hiç eskisi gibi değilsin.

Ne kadar kolay insanlar için ayrılmak. Sıkılmak. Aşktan sıkılmak. Bir zamanlar çok sevdiğin, uğrunda ölürüm bile dediğin, her şeyi birlikte yaşadığın; birlikte ağladığın, güldüğün, baktığın, öptüğün insandan sıkılmak. Ne değişiyor. Sevgili aynı sevgilidir. Sana yine sevgiyle bakan, seni gördüğünde heyecanlanan, gülümseyen…

Hep suçu karşımızdakine atarız ya. “artık seninle yapamıyorum.” Oysaki sorunun onunla alakası yoktur. Değişen, sıkılan bizizdir. Ama nedense bunu kabul etmek yerine sürekli karşımızdakinin değiştiğini söyleriz. Kandırırız herkesi. Şöyle oldu böyle oldu. Nedenini sormasalar bile anlatırız. Suçumuzu bastırmak için belki. Bugüne kadar hep güzel yönlerini gördüğümüz sevgilimizin artık hep kötü yönlerini görürüz ya da ona kötü bir şey ekleriz ve böylede anlatırız.

Biri bizi bıraktığında çok üzülür, ağlar, ona bir sürü laf söyleriz. “Beni nasıl bırakır? Hiçbir suçum yok ki. Demek ki çok sevdiği yalanmış” vb… Bunlar gibi birçok düşünce geçer aklımızdan. Hiçbir suçumuz olmadığını düşünürüz. Ağlar sızlar üzülürüz. “Beni hiç düşünmüyor ne haldeyim” deriz. Ama o zaman bile suçu kendimizde aramayız “Acaba neden ayrıldı?” demeyiz. Onun yerine “Hiçbir şey yokken ayrıldı. Sıkılmış.” falan deriz bu seferde soranlara ya da sormayanlara.

Terk edildiğimizde ve terk ettiğimizde genellikle düşüncelerimiz böyle olur. Ve birini “ondan sıkılıp” terk edeceğimiz zaman, terk edildiğimiz zaman yaşadıklarımızı düşünürsek daha adil davranırız ve cevabımız “sıkıldım” olmaz.